14 Haziran 2013 / 15:58

“Yeni eğitim yılında ‘andımızın’ kaldırılmasını umuyoruz”

Mazlumder’in öğrenci andının kaldırılması amacıyla başlattığı kampanya devam ediyor.

ISLAH HABER

Mazlumder Diyarbakır şubesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde, öğrenci andının kaldırılması için basın açıklaması düzenledi.

Grup adına basın açıklamasını okuyan Mazlumder Diyarbakır Şube Yöneticisi Avukat Nurettin Bozkurt, öğrenci andının, Türk ırkını esas alan, Türkiye'deki diğer etnik kimlikleri görmezden gelen ve asimile sonucu doğurabilecek ifadeler olmakla birlikte ideolojik devlet algısının küçük çocuklara dayatan bir beyan olduğunu belirtti.

Bozkurt, tekçiliğe, ırkçılığa ve asimilasyona hizmet etmesi yanında çocukların ahlaki ve psikolojik gelişimini de olumsuz etkileyen andın yeni eğitim ve öğretim yılında kaldırılmasını umduklarını dile getirdi.

19229

Açıklamanın tam metni:

BASINA VE KAMUOYUNA

Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin ''Öğrenci Andı'' başlığını taşıyan 12. maddesinin kaldırılması amacıyla başlatılan "Andımız Kaldırılsın!" kampanyasını  12 Haziran 2009 tarihinde Mazlumder olarak başlatmıştık.

 Kampanyamız 4 yılını bitirirken, 2012-2013 eğitim ve öğretim döneminin son bulduğu bu günde  yine bu haksız uygulamayı kamuoyuna duyurmaya ve "öğrenci andı kaldırılıncaya kadar" bu temel hak ihlalinin karşısında durmaya devam edeceğiz.

Bu kampanya kapsamında derneğimizin üye ve yöneticileri tarafından geçmişte Danıştay'da davalar  açılmış, ancak açılan davalar Danıştay 8.Dairesince RED edilmesi üzerine bu haksız kararlar  tarafımızdan temyiz edilmiş ve halen temyiz aşamasındadır.

İlköğretimde her gün okutulan "ÖĞRENCİ ANDI"nda; "Türküm" ile başlayan ve "varlığım Türk varlığına armağan olsun", "Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.", " ve son olarak "Ne mutlu Türküm diyene" ifadeleri, Türkiye Cumhuriyetinin çok kimlikli yapısına uymamaktadır. Bu ifadeler "Türk" ırkını esas alan, Türkiye'deki diğer etnik kimliği görmezden gelen hatta asimile sonucu doğurabilecek ifadeler olmakla birlikte ideolojik devlet algısını küçücük çocuklara dayatan beyanlardır.

Türkiye öğrenci andını kaldırmamakla; Evrensel hukuk ,İnsan Fıtratı, toplumsal çeşitlilik  ve temel insan hakları belgelerini çiğnendiği gibi  kendi anayasasını ve taraf olunan BM Çocuk hakları Sözleşmesini de her sabah yüz binlerce çocuğa bu andın okutmakla ihlal etmektedir.

1995 yılında taraf olunan BM Çocuk Hakları Sözleşmenin 29. maddesinin 1. fıkrası Taraf Devletlerin çocuk eğitimindeki amaçlarını şöyle sıralamaktadır;

  • İnsan haklarına ve temel özgürlüklere, Birleşmiş Milletler Antlaşmasında benimsenen ilkelere saygının geliştirilmesi;
  • Çocuğun ana-babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine, çocuğun yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara saygının geliştirilmesi;
  • Çocuğun, anlayışı, barış, hoşgörü, cinsler arası eşitlik ve ister etnik, ister ulusal, ister dini gruplardan, isterse yerli halktan olsun, tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla, özgür bir toplumda, yaşantıyı, sorumlulukla üstlenecek şekilde hazırlanması...
  •  aynı maddenin 2. fıkrasında ise bu hükümlerin hiç bir şekilde benimsenen temel ilkelere aykırı olarak yorumlanamayacağı vurgulanarak güvenceye almaktadır

Aynı şekilde sözleşmenin 30. maddesinde;"  Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların var olduğu devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz. denilerek kültürel, etnik ve dini farklılıkların gözetilerek, bu farklılıklara göre bir eğitim politikasının benimsemesi zorunluluğu yüklenilmiştir.

TC Anayasası'nın 90. Maddesinin son fıkrasında aynen şöyle denilmektedir: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz."    2004 yılında eklenen son cümle ise son derece açık ve dikkat çekicidir :  "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır."   Düzenlemesi yer almaktadır.

BM Çocuk  Hakları Sözleşmesine 1995 yılında buyana taraf olan Türkiye, Öğrenci Andını okutmak ve Anadilde eğitim hakkını yasaklayıcı uygulamaları başta olmak üzere bir çok uygulamasıyla sözleşme hükümlerini ve kendi anayasasını  ihlal etmekte ve bu andın okutulmasına katılan tüm yetkiler de suç işlemektedirler. Mevcut hükümeti,  11. yılına giren iktidarı ile bir çok temel sorunun aşılması konusunda olduğu gibi halen yürürlükte olan ve faşist devlet uygulamalarının en bariz  uygulaması olan öğrenci andını kaldırmamakla bu anlayışa ortak hale gelmiştir.

 Bu ülkede etnik, dini ve kültürel farklılıkların, Başta Kürtler olmak üzere diğer yerel halkların ve farklı gurupların talepleri son derece netleşmiş olup hükümetin yanlış  bu meselede olduğu gibi bir çok meseledeki tutumunun sürdürülür olmadığı, olamayacağı son günlerdeki gelişmeler ışığında değerlendirildiğinde bir kez daha anlaşılmalıdır.

Türkiye'nin kendi farklılıklarıyla barışması, dini, ideolojik ve etnik gurupların haklarını gözetmesi gerektiği, tepeden inme, halktan kopuk, tekçi, asimilasyoncu, inkarcı ve kibirli anlayışı terk etmesi gerektiği artık çok net anlaşılmıştır.

Bu nedenle Mazlumder olarak; Tekçiliğe, Irkçılığa ve asimilasyona hizmet etmesi yanında çocukların ahlaki ve psikolojik  gelişimine de düşman olan bu andın  yeni eğitim ve öğretim yılında kaldırılmasını umuyoruz. Bu andın kaldırılmasına kadar mücadelemize devam edeceğimizi bir kez daha değerli kamuoyuna deklere eder bizlere desteklerini esirgemeyen değerli insan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşlarına bir kez daha teşekkür  etmek isteriz.

MAZLUMDER DİYARBAKIR ŞUBESİ

Günün Gazete Manşetleri
Güneydoğu Haber